“`html
2013 yılında oto yıkama işletmesinin sahibi Kenan B.’yi 13 yerinden bıçaklayarak cezaevinden kaçan Mustafa Emlik, Edremit’te bir dizi cinayete karıştı. Firar ettikten sonra uyuşturucu kullandığı tahmin edilen Emlik, Altınkum Mahallesi’nde uzman çavuş Kemal Ekri’yi öldürerek aracına el koydu. Peşinden, Akçay’da jeoloji mühendisi Göktuğ Çalık’ın yaşamına son verirken, Mehil Nergis’i yaraladı. Kaçış sırasında etrafa rastgele ateş açarak iki kişiyi daha yaraladı. Ardından, kız arkadaşının kardeşi Doğan Can’ı sokakta öldürdü ve eski sevgilisi Ramazan Özbek’i ağır yaraladı. Emlik’in, kısa bir süre önce İkizçay Mahallesi’nde cinayete kurban giden emlakçı Olcay Özdemir ile de bağlantılı olabileceği düşünülüyor.
Yaşanan bu dehşet verici olaylar sonrasında, Mustafa Emlik’e ‘seri katil’ yakıştırması yapıldı.
Seri katil kavramı, belirli bir süre zarfında birden fazla kişiyi genellikle benzer yöntemlerle ve belirli bir iç güdü doğrultusunda öldüren bireyler için kullanılıyor. Bu katiller, işledikleri cinayetlerin arasında “soğuma dönemi” denilen bir süreç yaşarlar, bu dönem boyunca normal yaşantılarına devam ediyorlarmış gibi görünürler.
Bu özellik, seri katilleri ani ve çok sayıda kişiyi hedef alan katliam yapan faillerden ayıran en önemli kriterdir.
Seri katiller genellikle üç veya daha fazla kişiyi hedef alarak öldürürler. Bu cinayetler arasında günler, haftalar veya hatta yıllar geçebilir ve her bir cinayet, katilin iç dünyasında bir dürtünün yeniden ortaya çıkmasıyla tetiklenir.
Mustafa Emlik, gerçekleştirdiği cinayetler sonucunda ‘toplu katil’ olarak tanımlanabilir. Toplu katiller, genellikle aynı anda veya çok kısa bir zaman içinde birden fazla kişiyi tek bir olayda ya da lokasyonda öldüren bireylerdir. Bu katillerin eylemleri çoğunlukla planlanmış olup, kısa sürede gerçekleşir, yani cinayetleri arasında “soğuma dönemi” yoktur.
Toplu katiller genellikle bir öfke patlaması, intikam duygusu veya bireysel bir kriz sonucunda harekete geçebilirler.
Hedefleri genellikle belirli bir grup, kurum ya da kalabalık mekanlardır; okullar, ibadethaneler ve kamu binaları gibi yerleri tercih ederler.
Seri katil olarak tanımlanan bir diğer kavram ise ‘zincirleme katil’dir. Bu tanım, kısa bir zaman diliminde birkaç kişiyi ardı ardına öldüren ve cinayetler arasında belirgin bir “soğuma dönemi” bulunmayan bireyler için kullanılır.
Zincirleme katiller genellikle birkaç saat içinde veya en fazla birkaç gün içerisinde birden fazla cinayet işlerler. Cinayetlerin yerleri farklı olabilir fakat aralarındaki zaman dilimi oldukça kısadır. Bu sebeple zincirleme katiller planlama açısından seri katiller kadar sistematik değildirler; toplu katiller kadar da tek bir olayla sınırlı kalmazlar.
Zincirleme katillerin eylemleri çoğunlukla bir kaçış esnasında ya da devam eden bir öfke ya da panik hali içerisinde ortaya çıkar. Örneğin, bir kişi ilk cinayetten sonra yakalanmamak için tanıkları öldürebilir ya da aynı gün içinde farklı yerlerde yeni kurbanlar bulabilir.
TÜRKİYE’DEKİ SERİ KATİLLER
1990’lı yıllarda Türkiye’nin en tanınmış seri katillerinden biri olan Yavuz Yapıcıoğlu, “Sapık Yavuz” ismiyle anılmaktadır. Başta Ankara, İstanbul ve Kırıkkale olmak üzere çeşitli şehirlerde çok sayıda cinayet işlemiştir. Yapıcıoğlu’nun kurban sayısının kaynaklara göre en az 18 olduğu bilinirken, bazı iddialara göreyse bu sayı 40’a kadar çıkmaktadır. Kurbanlarını genellikle sokaklarda rastgele seçen Yapıcıoğlu, cinayetlerini bıçaklama, yakma ve boğmanın yanı sıra farklı yöntemlerle gerçekleştirmiştir. Psikiyatrik sorunları olan Yapıcıoğlu, defalarca hastaneye kaldırılmıştır ve cezai ehliyeti uzun süre tartışılmıştır.
İşlediği seri cinayetler sayesinde, Türkiye’nin en bilinen ve en tehlikeli katillerinden biri haline gelmiştir.
“DAĞCI KATİL”
Kayseri’de “Dağcı Katil” olarak bilinen Hamdi Kayapınar, 2000 ile 2018 yılları arasında Türkiye’nin en tehlikeli seri katillerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Erciyes bölgesinde yürüyüş yapan kişilere pusu kurarak ateş eden Kayapınar, 10’dan fazla cinayet işlemiştir.
İlk cinayetinin ardından yakalanan Kayapınar, cezaevine gönderilmiş; ancak bir süre sonra tahliye edilmiştir. Serbest kaldıktan sonra yine aynı yöntemlerle cinayet işlemeye devam etmiştir. Güvenlik güçlerinin uzun süre peşinden koştuğu Kayapınar, nihayetinde yakalanarak adalet önüne çıkarılmıştır.
Kurbanlarını genellikle rastgele seçen Kayapınar’ın işlediği cinayetler, Kayseri’de uzun süredir korku ve panik yaratmış, “Dağcı Katil” adıyla anılmasına neden olmuştur.
“TÜRK HANNIBAL”
2007 yılında Ankara’da gerçekleştirdiği vahşi cinayetlerle dikkat çeken Özgür Dengiz, “Türk Hannibal” lakabıyla anılmaktadır. Üç kişiyi ateşli silah kullanarak öldüren Dengiz, cinayetlerin ardından kurbanlarından birinin etini pişirerek yediğini itiraf etmiştir.
Olay, hem vahşet düzeyi hem de katilin itirafları nedeniyle Türkiye’de büyük yankı uyandırmıştır. “Et pahalı, insan eti beleş” diyerek soğukkanlı tavırlarıyla dikkat çeken Dengiz, psikolojik rahatsızlıkları olduğu tespit edilmiştir. Suçları Türkiye’de nadir görülen türden bir vahşet olarak tarihe geçmiştir.
Mahkeme tarafından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Dengiz’in davası adli tıp camiasında uzun süre tartışılmıştır.
“ARTVİN CANAVARI”
1990’lı yıllarda Artvin ve çevresinde büyük bir infial yaratan Ali Kaya, “Artvin Canavarı” ismiyle anılmaktadır. Yaklaşık 10 kişiyi bıçaklayarak öldürdüğü bildirilen Kaya, asker kaçağı olarak bazı cinayetlerden sonra uzun süre dağlarda saklandığı öğrenilmiştir. Olaylar kamuoyunun gündeminden uzun süre düşmemiştir.
“BALIKESİR KATİLİ”
2010’lu yıllarda Balıkesir’de meydana gelen cinayetlere karışan Orhan Aksoy, en az dört kişiyi kesici alet kullanarak öldürmüştür. Aksoy’un cinayetlerinde ekonomik motivasyonların etkili olduğu iddia edilmektedir. Soruşturmalar ve yargılama süreçleri, bölge halkında ciddi güvenlik kaygılarına yol açmıştır.
“ORGANİZE SERİ KATİL”
Atalay Filiz, Türkiye’de modern dönemin en bilinen seri katillerinden biri olarak öne çıkmaktadır. 1986 yılında Ankara’da doğan Filiz, eğitimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladıktan sonra Paris-Sorbonne Üniversitesi’nde devam etmiştir.
Filiz, 2013 yılında Ankara’da arkadaşı pilot Göktuğ Demirarslan ve onun Rus sevgilisi Elena Radchikova’yı öldürdükten sonra kayıplara karışmıştır. Sonrasında 2016’da İstanbul Tuzla’da öğretmen Fatma Kayıkçı’yı da bıçaklayarak hedef almıştır.
Bir süre kaçak olarak yaşayan Filiz, İzmir Menderes’te bir ihbar sonucunda yakalandı. Üzerinde sahte kimlikler ve yaşam malzemeleri ile birlikte ele geçirildi. Cinayetleri sırasında gösterdiği soğukkanlı tavırları dikkat çekmiştir.
Mahkeme tarafından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Atalay Filiz, halen cezaevindedir. Zeki ve planlı bir şekilde hareket ettiği için Türkiye’de “organize seri katil” tanımına en uygun örneklerden biri olarak kabul edilmektedir.
YAKIN ÇEVRESİNDEKİ 13 KİŞİYİ ÖLDÜRDÜ
Mehmet Ali Çayıroğlu, 2018–2019 yılları arasında Ordu, Samsun ve Tokat bölgelerinde en az 13 kişinin hayatına son vermiştir.
Kurbanlarını çoğunlukla yalnız yaşayan veya ona güvenen kişiler arasından seçen Çayıroğlu, cinayetlerini boğma, yakma ve zehirleme gibi çeşitli yöntemlerle gerçekleştirmiştir. Bazı suçlarında evleri kundaklayarak delilleri yok etmeye çalışmış ve kurbanlarının eşyalarını çalmıştır.
Uzun dönem boyunca fark edilmeden cinayet işlemeye devam eden Çayıroğlu, 2019 yılında yakalanmıştır. Psikologlar, onun soğukkanlı, vicdan yoksunu ve psikopat eğilimler sergileyen bir kişilik yapısına sahip olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme süreci sonunda ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmiştir ve bu olay, Türkiye tarihinin en çok kurbanlı seri cinayet vakalarından biri olarak kaydedilmiştir.
Orçun Ak
“`