Nijerya, Avrupa’nın yaşadığı petrol krizine çözüm olma yolunda başarısız kaldı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında patlak veren Hürmüz Boğazı krizi, Avrupa ülkelerinin dikkatini Cezayir’in petrolüne yönlendirmesine neden oldu. Ancak Nijerya, köklü yapısal sorunları nedeniyle Orta Doğu petrolüne alternatif olma kapasitesini kaybetti. Uzman Hakan Kaplan, bu durumu 9 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamalarda detaylandırdı.
Nijerya’nın petrol sektöründeki en büyük sorunlar arasında uzun süredir devam eden rafineri eksiklikleri ve ham petrol arzında yaşanan yapısal problemler bulunuyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesiyle başlayan kriz sonucunda, Hürmüz Boğazı’nda günlük petrol sevkiyatları önemli ölçüde aksadı ve bu durum Brent petrolün varil fiyatının 100 doları aşmasına neden oldu. Ancak bu gelişme, petrol ihraç eden ülkelerin çoğu için gelir artışı anlamına gelirken, Nijerya’da tam tersi bir etki yaratarak akaryakıt fiyatlarının mart ayında yaklaşık yüzde 65 artarak litre başına 1 dolara (yaklaşık 1400 naira) yükselmesine yol açtı.
Nijerya, günlük 1.5 milyon varil ham petrol üretimi ile Afrika’nın en büyük üreticisi konumunda olmasına rağmen, üretimin büyük bir kısmı devlet petrol şirketinin kredi anlaşmaları ve ön satış sözleşmeleri çerçevesinde uluslararası alacaklılara yönlendirilmektedir. Analistler, bu yükümlülüklerin günlük yaklaşık 400 bin varil üretimi kapsadığını ve bu durumun ülkenin serbest satıştan elde edebileceği geliri sınırladığını belirtiyor. Ayrıca, son yıllarda artan petrol hırsızlığı ve boru hatlarına yönelik sabotajlar, Nijerya’nın üretim ve gelir kaybını daha da derinleştiriyor. Resmi verilere göre, Nijerya’nın 2023-2024 döneminde yaklaşık 13.5 milyon varil ham petrol kaybı yaşaması ve bunun 3.3 milyar doları aşan zarar vermesi bekleniyor.
Nijeryalı ekonomi uzmanı Shuaibu İdris, ülkesinin mevcut durumunun “kaynak zenginliği paradoksu” olarak adlandırılabilecek bir örnek teşkil ettiğini ifade etti. İdris, “Petrol fiyatlarındaki artış, teoride Nijerya için büyük bir fırsat sunuyor ancak üretimin büyük bir kısmının borç ödemeleri için kullanılması, rafineri eksiklikleri ve ithal petrol bağımlılığı, bu fırsatın değerlendirilmesini engelliyor.” dedi. Ayrıca, Nijerya’nın bir enerji tampon mekanizmasına sahip olmadığını ve bu durumun küresel şokların doğrudan iç piyasalara yansımasına neden olduğunu vurguladı. İdris, Nijerya’nın küresel enerji krizlerinden yararlanabilmesi için rafineri kapasitesinin artırılması, ham petrolün yerel piyasalara yönlendirilmesi ve enerji altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Orta Doğu’daki gerilimlerin petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabileceğini söyleyen İdris, yapısal sorunlar çözülmediği sürece Nijerya’nın bu tür küresel fırsatlardan sınırlı bir fayda göreceğini ifade etti.
Zengin hidrokarbon rezervlerine sahip olmasına rağmen Nijerya, rafineri kapasitesinin yetersizliği nedeniyle petrol ürünlerinde dışa bağımlı kalmaya devam ediyor. Ülkenin yıllık akaryakıt ithalatı yaklaşık 25 milyar dolar seviyesinde. Yıl başında tam kapasiteyle faaliyete geçen ve günlük 650 bin varil işleme kapasitesine sahip Dangote Petrol Rafinerisi, Nijerya’nın ithalata bağımlılığını azaltarak ihracatçı bir konuma geçmeyi hedefliyordu. Ancak, yeterli yerli ham petrol tedarik edilemediği için beklenen etkiler gerçekleşmedi. Sektör temsilcileri, rafinerinin tam kapasite çalışabilmesi için aylık 13-15 kargo ham petrole ihtiyaç duyulduğunu, ancak yerel kaynaklardan yalnızca 5 kargo temin edilebildiğini belirtiyor. Bu durum, gerekli petrolün uluslararası piyasalardan yüksek fiyatlarla ithal edilmesine neden oluyor.
İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Halil Kaya da, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte Avrupa’nın enerji güvenliğinde Cezayir’in öne çıktığını ifade etti.